HER 5 KİŞİDEN İKİSİ KALP VE DAMAR HASTALIKLARI NEDENİYLE HAYATINI KAYBETMEKTEDİR

Her 5 kişiden ikisi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir

Kalp ve damar hastalıklarının küresel olarak tüm dünyada bir numaralı ölüm nedeni  olarak ilk sıradaki yerini korumakta ve ülkemizde 2013 yılında hayatını kaybeden her 5 kişiden ikisinin kalp-damar hastalığına bağlı nedenlerden kaybedildiği bilinmektedir.

Kalbimiz durana kadar ortalama olarak  3,3 milyar kez atmaktadır.  Normal yaşlanma sürecine ek olarak, yüksek kan basıncı ve egzersiz noksanlığı gibi diğer faktörler yıllar geçtikçe kalp hastalığı oluşumunda olumsuz rol  oynamaktadır.İstatistiklere  göre, kalp hastalığı ölümlerinin yüzde 83'ünü 65 yaş ve üstü insanlarda oluştuğu saptanmıştır.
Genetik yatkınlık dışında hastalığa yakalanma riskini artıran kötü beslenme , kalp damar hastalığı riskini artıran  alışkanlıkların terk edilmemesi yaşamı tehlikeye sokmaktadır.

Kalp damar hastalıkların çoğunun  yanlış davranış ve alışkanlıklarla mücadele edilerek engellenebileceği bilinmelidir.Bu davranışlar içerisinde, sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımı başı çekmektedir. Sağlıksız beslenme ve yetersiz fiziksel aktivite etkisiyle bireylerde kan basıncında yükselme, kan şekeri yüksekliği,  fazla kilo ve obezite görülmektedir. Tütün kullanımının bırakılması, diyette tuz kısıtlaması, sebze-meyve tüketilmesi, düzenli fiziksel aktivite, alkolün zararlı kullanımından kaçınılmasının kalp damar hastalığı riskini azaltmakta ve bizlere daha sağlıklı  kaliteli yaşam sunmaktadır. 

Kalp ve damar hastalıkları kadınlardada sık görülmektedir

Kalp ve damar hastalıkları daha çok erkeklerde ölüm sebebi olarak bilinmektedir. Oysa her 3 kadından 1'i kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Meme kanserinden ölüm oranının 31 kadında 1 olduğunu göz önüne alınacak olursa, kalp hastalıkları 10 kat daha fazla oranda kadın ölümüne sebep olmaktadır.
Kalp ve damar hastalıkları kadınlarda erkeklere oranla 10 yıl daha geç ortaya çıkmakta ve risk özellikle menopozdan sonra daha da artmaktadır. Menopozla birlikte, hipertansiyon, hiperlipidemi , diyabet, kilo artışı gibi risk faktörlerinin oluşumunun artması, kalp hastalığının oluşumunuda hızlandırmaktadır.

Kalp hastalığının yakınmaları, kadınlarda erkeklere göre daha belirsiz seyretmekte bu nedenle çok uyarıcı olmamaktadır. Kadınlarda kalp damar hastalığı daha çok yorgunluk, nefes darlığı gibi  genel yakınmalar şeklinde başlamaktadır. Böylece birçok kadın bu yakınmaların üzerinde durmayıp daha geç dönemde hastalık ilerledikten sonra doktora gitmektedir.Ayrıca kalp hastalıklarının teşhisinde kullanılan testler, kadınlarda daha az uygulanmakta , erken teşhis edilme oranı, erkeklere göre daha düşük olmaktadır.

Kadınların çalışma hayatında daha fazla aktif rol almalarıyla birlikte sigara tüketimi de artmıştır. Sigara önlenebilmesi mümkün olan, en önemli kalp ve damar hastalığı risk faktörüdür. Öyle ki günde 1 - 4 adet sigara içen kadınla, hiç içmeyen kadın karşılaştırıldığında içenlerde risk 2 kat daha fazla artmaktadır.
Ülkemizde hemen her yaş grubunda, kadında hipertansiyon, erkekten daha sık olarak gelişmektedir. Bunun en önemli sebebi Türkiye'de kadınlarda şişmanlık ve bunun sonucu metabolik sendrom, diyabet, insülin direnci gibi hastalıkların daha fazla görülmesidir. Bu hastalıkların hepsi hipertansiyon oluşumunda ve kan yağlarının bozulmasında önemli rol oynamaktadır. Özellikle hareketsiz yaşantı ve egzersiz alışkanlığının olmaması, kilo artışı ve hipertansiyon oluşumu, bunun sonucundada kalp damar hastalığı gelişimi  için en önemli sebeplerdir.

Orta yaşlı sağlıklı bir kadında kolesterolün 200 mg/dl'nin üzerinde olması, iyi huylu kolesterol olan HDL'nin 50 mg/dl'nin altında olması, kalp ve damar hastalık riskini arttırır. HDL kolesterolü östrojen hormonu nedeniyle kadında erkekten daha yüksek oranda bulunur ve bu sebeple daha koruyucudur. Ancak kilo artışı ve hareketsiz yaşantı, sigara tüketiminin artması HDL kolesterolünün başlıca düşmanıdır. Damar tıkanıklığından sorumlu olan kötü huylu LDL kolesterolünü düşük düzeyde tutabilmek için, sadece yeme içme konusunda dikkatli olmak yeterli olamamaktadır. LDL kolesterolünü düşük tutabilmek için düzenli fizik aktivitenin de olması gerekir. Haftada en az 3 gün ortalama 1 saat kadar tempolu yürüyüş gereklidir. Araştırmalar kalp hastalıklarından korunma için riskli olan kadınlarda LDL kolesterol düzeyinin 130 mg/dl'nin altında olması önerilmektedir.

Fazla kilolu olmak diyabet riskini 3 kat arttırmaktadır ve diyabet sıklığı ülkemizde kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Diyabet erkelerde kalp ve damar hastalığı riskini 2 - 3 kat artırırken, kadında 3 - 7 kat arttırmaktadır. Hamilelik sırasında açlık kan şekeri 121 mg/dl ve üzerinde seyreden kadınlarda doğum sonrası diyabet gelişme riski 21 kat artmaktadır. Bu nedenle doğum sonrası alınan kiloların diyet ve egzersizle 6 - 12 ay içinde geri verilmesi çok önemlidir.

Kadınlarda risk faktörleri, erkekte olduğunda daha fazla hastalık riskini arttırmaktadır.
Kalp ve damar hastalığı olan kadınlar erkeklere oranla daha fazla kaybedilmektedir.
Kalp ve damar hastalıkları çok yavaş ve sinsi ilerleyen bir hastalık olup bu nedenle hastalığı önleme de en önemli yöntemin risk faktörlerinin kontrolü olduğu unutulmamalıdır.

Kalp hastalığına  erkekler daha genç yaşta yakalanıyor

 

Erkeklerde en sık görülen kalp damar hastalığı,  kalbi besleyen koroner damarların tıkanması sonucu gelişen kalp krizidir.Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında  erkekler arasında genç yaşta kalp krizleri en çok ülkemizde görülmektedir.

                             
En önemli sebep ise genç nüfusta sigara içme oranının ülkemizde çok yüksek olmasıdır. Kalp hastalığı diğer avrupa ülkelerine göre ülkemizde erkeklerde genç yaşta daha sık görülmekte olup  kadınlarda hormonlar nedeniyle menopoza kadar belirli bir korunma sağlanabilmektedir. Bunun yanında sigara içme oranı erkeklerde daha yüksek olup  bu nedenle kriz riski kadınlara göre daha yüksek olmaktadır. Korunmada en önemli faktör  sigaranın bırakılmasıdır.Erkeklerde kalp hastalığı riski değerlendirmesi açısından en az bir kez 40 yaş civarında doktor kontrolünden geçilmesi, düzenli spor yapılması, şişmanlıktan kesinlikle kaçınılması ve bel çevremizi genişlemeden korumamız gereklidir.

Kalp ve damar hastalıkları  geniş ölçüde yaşa ve cinsiyete bağlı olup  , ilerleyen her on yaş hastalığa yakalanma riskini takriben 2 kat artırmakta ve erkeklerde kadınlardan yaklaşık 7 yaş erken başlayarak  daha sık gelişim seyretmektedir.

Kalp ve damar sağlığını korumada dikkat edilmesi gerekenler...


- Sigaranın kesinlikle bırakılması

Sigaraya hiç başlamamak, kalp ve damar sağlığı için çok önemlidir.

Her gıdadan yeterli ve dengeli tüketilmesi
Dengeli beslenmek ve her gıdadan gerektiği kadar almak sağlıklı bir kalp için çok önemlidir. Buna göre; 
Yağ kullanımı kısıtlı olmalı,   
Kızartma alışkanlığı ortadan kaldırılmalı.

Hamur işi, fast food, gibi yiyeceklerden uzak durulmalı.

Yarım yağlı süt tüketilmeli

Yiyecekler “istenildiği kadar” tüketilmemelidir. Meyve ve sebze yerken de kalori miktarlarına dikkat etmeli ve ölçülü tüketilmelidir.

Kırmızı et tüketimi haftada bir, yağsız olarak tercih edilmelidir. Haftada iki kez çok yağlı olmayan balıklar yenmelidir. Balık dışındaki deniz ürünleri tüketilmemelidir.

Haftada 2-3 kez yumurta tüketilebilir. Ancak hiçbir zaman yağda değil, haşlama olarak tercih edilmelidir.

Günde en fazla 1.5 çay kaşığı tuz kullanılmalıdır. Vücudun ihtiyacı olan tuz, sebze ve meyvelerle yeterli miktarda alındığı için, masada tuzluk bulundurulmamalıdır.

- Rafine edilmiş şekerden ve mısır şurubundan uzak durulmalıdır

- Düzenli egzersiz  ve aralıklı check up yaptırılmalıdır

40 yaş üzeri kadın ve erkekler yılda bir kez kardiyolojik check up’dan geçmelidir. Kişi; ailesel olarak kalp hastalıkları açısından taşıdığı risk faktörleri, şeker hastalığı, tansiyon ve kolesterol gibi eşlik eden diğer hastalıklara göre check up programlarına alınmalıdır.

- Tansiyon Kontrolü

Kan basıncı değerlerinin 140/90 mmHg üstünde olması kalp hastalığı riskini artırmaktadır. Tansiyon açısından en önemli yapılması gereken günlük tuz alımının azaltılmasıdır. Sınırda hafif yüksek hastalarımız tuz diyeti ile ilaç kullanmadan hipertansiyonun zararlı etkilerinde kurtulabilir

- Aşırı alkol tüketimi

Aşırı alkol tüketimi tansiyonu yükselten bir diğer etmendir. Çok fazla kalori içermesine karşın hiçbir besleyici değer taşımayan alkol, organizmaya zarar verir.

- Kontrolsüz şeker hastalığı

Şeker hastalarında damar sertliği, daha sık ve erken yaşta görülmektedir. Bu hastalara sıklıkla şişmanlık ve hipertansiyon da eşlik etmektedir. Şeker hastalığı kontrolünde diyet ve egzersiz, ilaç tedavisinin yanında önemli rol oynamaktadır.

- Obezite

Obezite tedavi edilmediğinde hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı riskini artırmaktadır.

- Hareketsizlik

Yapılan araştırmalarda, düzenli egzersiz yapmanın ve yüksek bir efor kapasitesine sahip olmanın azalmış kalp ve damar sorunları ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Hergün 30 dk. veya daha fazla hızlı yürüyüş yapanlarda kalp damar hastalığı riskinin %18, koşanlarda %42 kadar azaldığı ifade edilmiştir. Düzenli egzersizlerde, vücut yağ oranında azalma, uzun dönemde kan basıncında düşme, kalbin veriminde artma, şeker hastalığı ve kan yağ metabolizma bozukluklarında azalma sağlamaktadır.

- Stresli yaşam

Yüksek stres vücut direncinin düşmesine sebep olur. Stresle mücadele de düzenli egzersiz yapmanın etkili olduğu pek çok araştırma da gösterilmiştir.

 Kalp ve damar sağlığımız için dans

Her türlü sportif egzersizinin yanı sıra, müzik ritmiyle yapılan dans; insanı zihinsel ve fiziksel olarak rahatlatmakta ve bunun yanı sıra, kalp ve damar sağlığı içinde yararlı olmaktadır.

Kalp ve damar  hastalıklarından korunmada , erken  yaşlardan başlayarak, haftada 2-3 gün yapılan, 30-60 dakika süreli, aerobik türde egzersiz  ne kadar önemli ise müzik ile yapılan dans ; insan ruhunda olumlu etkiler oluşturması yanı sıra  zihinsel aktiviteleri güçlendirmekte , depresyonu azaltarak güzel duyguların yoğunluğunu artırmaktadır.

Sportif egsersizler, yüzme , tempolu yürüme  ve dans ile vücuttaki kas gurupları  sürekli olarak kasılıp gevşemekte , kemikler ve kaslar güçlenmekte , eklemler esneklik kazanmakta , yağların yakılması kolaylaşarak  şişmanlığın, kan basıncı ve kolesterol yüksekliğinin ve şeker hastalığının tedavisinin daha başarılı ve kolay yoldan yapılabilmesini sağlamakta olup en önemliside risk faktörlerini azaltarak bu hastalıklardan korunmamızda önemli rol oynamaktadır.

Dans etmek ile  kişi ;egzersizin fiziki  yararları yanı sıra  müziğin zihinsel yararlarınıda kazanmaktadır. Haftada 2-3 gün, düzenli olarak dans ve benzeri aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kiloyu azaltarak  vücudun sıkılaşmasınada yardımcı olur.

 

Düzenli yürüyüş kalbi sağlıklı tutuyor

Kontrollü bir yürüyüş kiloyu muhafaza ettiği gibi enerjiyi artırmakta , zihni boşaltarak  kalp krizi riskini minimuma indirmektedir. 
Özel bir bilgi ve ekipman gerektirmeyen uygun hava koşullarında yapılan yürüyüşün, formu korumanın yanı sıra vücudumuza  bir çok yararlar da sağlamaktadır.
Yürüyüş sayesinde daha fazla enerji harcayarak  fazla kalorileri yakmamız kolaylaşmaktadır. Yürüyüşle birlikte stresten uzaklaşacağımız için uyumamız kolaylaşacak, hareket ve ritmik yürüyüşler  kalbimizin,  akciğer ve diğer organlarımızın daha verimli çalışmasını sağlayacaktır. Yaşla birlikte yükselme eğilimi gösteren tansiyonu belli bir seviyede tutmanın en kolay yollarından biri  yürüyüş olup kiloyu kontrol eden önemli bir egzersiz şeklidir.

 

Sağlıklı yürümenin basit kuralları 
- İlk başta haftada üç gün, 20′şer dakika yürüyüş.
- Başlamadan önce mutlaka ısınma programı uygulanmalıdır.
- Yürüyüş sırasında kendimizi fazla zorlamamalıyız.
- Bacağımızı kalçadan itibaren hareket ettirmeliyiz.
- Kendinizi kasmadan rahat pozisyonda yürüyüş yapmalıyız.
- Uygun giysi ve ayakkabıları tercih etmeliyiz.

×
img-20170531-wa0002